Uzun zamandır giriş yapamıyoruz ama bari kızımızın son halini gösterebilmek ve takip edenlerimizi biraz güldürebilmek için bu videoyu sizlerle paylaşıyorum.
7 Eylül 2010 Salı
10 Mayıs 2010 Pazartesi
Bahar piknikte ve dişlerini fırçalarken
30 Nisan 2010 Cuma
Bahar ilk anlamlı kelimesini söyledi!
Artık evde baba, nene, dede'ye alışmıştık ama bunlar dışında mıyımıyı (kedi), avav (köpek), bu (bir şeyi göstererek bu diyor), mee (kuzu) vb şeyler de tamam ama bu alışılmış şeyler dışında eşyaları ve hayvanları hep çıkardıkları seslerle veya bu diyerek isimlendirmesine en sonunda dün nokta koydu.
Kızımız artık elmaya ''Alma'' diyor. Öz Türkçe oldu biraz ama olsun!
Şimdilerde ekmeğe E, çileğe Çİ, Peynire PE diyoruz. İkinci heceyi de eklediğinde sanırım hem etraftaki herşeyi indiren hem de durmadan konuşan bir kızımız olacak :)
Merakla başımıza açılacak yeni dertleri bekliyoruz :D:D:D
Kızımız artık elmaya ''Alma'' diyor. Öz Türkçe oldu biraz ama olsun!
Şimdilerde ekmeğe E, çileğe Çİ, Peynire PE diyoruz. İkinci heceyi de eklediğinde sanırım hem etraftaki herşeyi indiren hem de durmadan konuşan bir kızımız olacak :)
Merakla başımıza açılacak yeni dertleri bekliyoruz :D:D:D
24 Nisan 2010 Cumartesi
Bol bol resim!
9 Nisan 2010 Cuma
Bahar ilk cümlesini kurdu -Bıyı bıyı mıyı!
Doğal olarak başlıktan hiç bir şey anlamamış olanlar için cümleyi bebekçeden "büyük insanca"ya çevireyim; BENİ YIKA.
Hayır hayır kızımızı pis pis gezdirmiyoruz, konu sandığınız gibi değil. Baharla salonda oyun oynuyorduk. Tüm bebeklerini çamaşır sepetine doldurmuş o da içine girmişti. Oyunumuz banyoculuk. Bıyı bıyı burada bıcı bıcı anlamına geliyor. Çamaşır sepeti ise küvet (evimizde duşa kabin var ama:)) . Bahar önce bana dönüp Bıyı Bıyı Mıyı dedi.
Hani bazı anlar vardır ki onları anlamak içinorada olmak gerek. İşte bu da o anlardan biriydi. Kızımız beni yıka dedi. Biliyorum çok komik ama öyle işte. Önce onu yıkar gibi başını ovdum, sonrada bebeklerini göstererek "bebe" dedi ve tek tek bebeklerini yıkattı.
İşte bizim ev halimiz böyle bir şey!
Dün de annesinin ona aldığı oyuncak çadırın içine girmek yerine etrafında dönerek koşup teyzemle yakalamaca oynuyordu. Malum, teyzem benim çocukluğumun en büyük oyun arkadaşlarından birisiydi, şimdi de kızımın oyun arkadaşı. Hatta öyle ki bazen kim kimi azdırıyor bilemiyorum!
Teyzem benim kitap okuma alışkanlığı kazanmamda da en büyük etkendi. Küçükken yazlıkta beni yatağına alıp gece 3-4'lere kadar bana Aziz Nesin'in komik hikayelerini okurdu. Onun yüzünden babamın defalarca odaya gelip uykulu gözlerle şikayet ettiğini hatırlıyorum. Çünkü kikirdemekten tüm evi uyutmazdık! Dilerim kızıma da ileride aynı alışkanlığı böyle kolayca kazandırabiliriz.
Hayır hayır kızımızı pis pis gezdirmiyoruz, konu sandığınız gibi değil. Baharla salonda oyun oynuyorduk. Tüm bebeklerini çamaşır sepetine doldurmuş o da içine girmişti. Oyunumuz banyoculuk. Bıyı bıyı burada bıcı bıcı anlamına geliyor. Çamaşır sepeti ise küvet (evimizde duşa kabin var ama:)) . Bahar önce bana dönüp Bıyı Bıyı Mıyı dedi.
Hani bazı anlar vardır ki onları anlamak içinorada olmak gerek. İşte bu da o anlardan biriydi. Kızımız beni yıka dedi. Biliyorum çok komik ama öyle işte. Önce onu yıkar gibi başını ovdum, sonrada bebeklerini göstererek "bebe" dedi ve tek tek bebeklerini yıkattı.
İşte bizim ev halimiz böyle bir şey!
Dün de annesinin ona aldığı oyuncak çadırın içine girmek yerine etrafında dönerek koşup teyzemle yakalamaca oynuyordu. Malum, teyzem benim çocukluğumun en büyük oyun arkadaşlarından birisiydi, şimdi de kızımın oyun arkadaşı. Hatta öyle ki bazen kim kimi azdırıyor bilemiyorum!
Teyzem benim kitap okuma alışkanlığı kazanmamda da en büyük etkendi. Küçükken yazlıkta beni yatağına alıp gece 3-4'lere kadar bana Aziz Nesin'in komik hikayelerini okurdu. Onun yüzünden babamın defalarca odaya gelip uykulu gözlerle şikayet ettiğini hatırlıyorum. Çünkü kikirdemekten tüm evi uyutmazdık! Dilerim kızıma da ileride aynı alışkanlığı böyle kolayca kazandırabiliriz.
8 Mart 2010 Pazartesi
Bahardan yeni haberler!
Kızımızın yeni numaraları:
1- Öpücük göndermek
2- Tükürük saçmak
3- Burun uzatıp babanın sürtmek (çünkü bunu ben öğrettim)
4- Her kapı çalışında "dede" diye fırlamak
5- Yaşına yakın kimi görse hemen gidip sevimlilik yapmak
6- Tüm büyüklere sevimlilik yapıp geri kaçmak
7- Eve gelen misafirlere 30 dakikada ısınıp onlara kitap okutmak (daha doğrusu resimlere bakmak)
8- Nezle olunca burnunu temizlemek (ama silme işini büyüklere bırakmak)
9- Çiş yaptıktan 10 dakika sonra ıkınma efektiyle bunu belli etmek (bir de öncesinde yapsa :D )
10- Kucaktan kucağa gezmek
11- Ver, al, kapat, koy, getir vb komutları anlamak ve istediğini yerine getirmek
Bahar iyice çocuk oldu ve Bilgenin (muhteşem) dayısı Ersan dayının dediği gibi karşılıklı iletişime geçmeye başladığı için onunla beraber olmak asıl şimdi daha da keyifli olmaya başladı. Aslında her yaşı (tabi şu ara her ayı demek gerek) çok keyifli ama artık bilinçli olarak hareket ettiği için sarıldığında bunu iç güdüsellikten daha çok bilinçli olarak yaptığını bilmek gerçekten insanı daha da mutlu ediyor.
Kış ayları geride kalıyor ama biz kızımızı hala lahana gibi giydiriyoruz çünkü kış daha gitmedi. Buna karşın nasıl kapıyorsa nezle oluyor gene.
Oyun grubunda tırmanmayı öğrendiği için Baharın bu sıralar yatağından inme teşebbüsünde bulunup düşmesini bekliyoruz.
Bu yüzden yastık alıncaya kadar her gece salondaki koltukların yastıkları onun yatağının yanına getirilip diziliyor ve bu şekilde en azından bir yerini yaralamasını engelliyoruz.
En yakın zamanda resim de ekleyeceğim.
1- Öpücük göndermek
2- Tükürük saçmak
3- Burun uzatıp babanın sürtmek (çünkü bunu ben öğrettim)
4- Her kapı çalışında "dede" diye fırlamak
5- Yaşına yakın kimi görse hemen gidip sevimlilik yapmak
6- Tüm büyüklere sevimlilik yapıp geri kaçmak
7- Eve gelen misafirlere 30 dakikada ısınıp onlara kitap okutmak (daha doğrusu resimlere bakmak)
8- Nezle olunca burnunu temizlemek (ama silme işini büyüklere bırakmak)
9- Çiş yaptıktan 10 dakika sonra ıkınma efektiyle bunu belli etmek (bir de öncesinde yapsa :D )
10- Kucaktan kucağa gezmek
11- Ver, al, kapat, koy, getir vb komutları anlamak ve istediğini yerine getirmek
Bahar iyice çocuk oldu ve Bilgenin (muhteşem) dayısı Ersan dayının dediği gibi karşılıklı iletişime geçmeye başladığı için onunla beraber olmak asıl şimdi daha da keyifli olmaya başladı. Aslında her yaşı (tabi şu ara her ayı demek gerek) çok keyifli ama artık bilinçli olarak hareket ettiği için sarıldığında bunu iç güdüsellikten daha çok bilinçli olarak yaptığını bilmek gerçekten insanı daha da mutlu ediyor.
Kış ayları geride kalıyor ama biz kızımızı hala lahana gibi giydiriyoruz çünkü kış daha gitmedi. Buna karşın nasıl kapıyorsa nezle oluyor gene.
Oyun grubunda tırmanmayı öğrendiği için Baharın bu sıralar yatağından inme teşebbüsünde bulunup düşmesini bekliyoruz.
Bu yüzden yastık alıncaya kadar her gece salondaki koltukların yastıkları onun yatağının yanına getirilip diziliyor ve bu şekilde en azından bir yerini yaralamasını engelliyoruz.
En yakın zamanda resim de ekleyeceğim.
28 Ocak 2010 Perşembe
Ve Bahar karla tanıştı!
Istanbul'a uzun zamandır kar yağmıyordu. en sonunda bir yağdı pir yağdı ve Bahar karla ilk önce camdan tanıştı. Arada gidip balkonun camından dışarıya baktı. Karın yağışını seyretti. Hatta bir iki defa ona pencereyi açıp yağan kara dokunmasını sağladım, bayıldı! Fakat iş dışarıya, karın içerisine çıkmaya geldiğinde değişti. Kar yüzüne gelince çok rahatsız oldu. Anı olsun diye dışarıda çektirdiğimiz resimde bile çok mutlu olduğunu söylemek zor. Gene de kızımın yüzünü cama yapıştıp buhar yapmasını ve onu eliyle bozmasını seyretmek çok güzeldi. Bunu ona ben öğrettim :) Tabiki buhar yapayım derken camı bol bol yaladığını da eklemeliyim. Sanırım dilini soğuk cama değdirmek hoşuna gidiyordu.

And Bahar meets with snow!
Well it has not been snowing in Istanbul for a long time. But when it snowed it was like hell here. The life nearly stopped in the city. Bahar was watching the snow falling and I even took her out from the window a few times to let her touch the snow and she liked it. But what she liked more was to cover the window with her breath and than wipe it with her hand (I thoguht this to her). Of course she licked the window a lot while trying to do that. I think she liked the feeling of the cold glass on her tongue. We took her our for 5 minutes just for a photo but she was not too happy outside.
31 Aralık 2009 Perşembe
Yeni yıl...
2008 yılı bize mutluluğu,Bahar'ımızı getirdi... Işıl ışıl gözleri,şen kahkahaları, minicik atan güzel bir kalbi ve daha pekçok güzelliği soktu hayatımıza... Yılın ilk yarısı ''nasıl olacak?'' dedirten bir şaşkınlık,ikinci yarısı ve son ayları ise ''hadi artık''dedirten bir sabırsızlık ve hazırlık aşamalarıyla geçti.
2009 ise bir önceki yılın sonunda gelen minicik bir bebeğin hayatımıza renk katmasıyla, bizim ve onun dünyaya alışmasıyla ve büyük bir koşturmacayla akıp geçti.Bütün dünya durdu sanki ve bütün aile tek bir varlığın peşinden koşar oldu.Hayatın anlamı bir anda değişti ve onsuz hayatın ne olduğu unutuldu... İlk kez gülümsedi,ses çıkardı,mamaya başladı,ilk dişi patladı,emekliyor,''dede'',''baba'',''nenne'',''mama''dedi,oyunlar oynamaya aklı eriyor, ilk adımını attı,yürüyor... Herkes artık bunları konuşmaya başladı...
2009'un bu son günlerinde içimde gelecek yılların umudunu taşıyorum.Kızıma daha iyi bir gelecek,daha güzel bir dünya ve karanlığın içinde olan güzel ülkemin refah ve huzur içinde aydınlığa çıkacağı günlerin hayalini kuruyorum.
Minik kuzum,
Günün birinde bu satırları okuduğunda etrafındaki herkesin senin mutluluğunla mutlu olduğunu,herkesin senin iyiliğin için çaba sarfettiğini ve saçının bir teline bile zarar gelse dünyayı yakacağını bilmeni isterim. Senin varlığın;içimizi ısıtıyor,yaşamımızı renklendiriyor,dünyamızı aydınlatıyor.Seninle bir yıl hep güzel geçti,geçireceğimiz bütün yıllar da en az bu sene kadar mutlu,sağlıklı,huzur dolu ve seninle geçsin...
Annen...
2009 ise bir önceki yılın sonunda gelen minicik bir bebeğin hayatımıza renk katmasıyla, bizim ve onun dünyaya alışmasıyla ve büyük bir koşturmacayla akıp geçti.Bütün dünya durdu sanki ve bütün aile tek bir varlığın peşinden koşar oldu.Hayatın anlamı bir anda değişti ve onsuz hayatın ne olduğu unutuldu... İlk kez gülümsedi,ses çıkardı,mamaya başladı,ilk dişi patladı,emekliyor,''dede'',''baba'',''nenne'',''mama''dedi,oyunlar oynamaya aklı eriyor, ilk adımını attı,yürüyor... Herkes artık bunları konuşmaya başladı...
2009'un bu son günlerinde içimde gelecek yılların umudunu taşıyorum.Kızıma daha iyi bir gelecek,daha güzel bir dünya ve karanlığın içinde olan güzel ülkemin refah ve huzur içinde aydınlığa çıkacağı günlerin hayalini kuruyorum.
Minik kuzum,
Günün birinde bu satırları okuduğunda etrafındaki herkesin senin mutluluğunla mutlu olduğunu,herkesin senin iyiliğin için çaba sarfettiğini ve saçının bir teline bile zarar gelse dünyayı yakacağını bilmeni isterim. Senin varlığın;içimizi ısıtıyor,yaşamımızı renklendiriyor,dünyamızı aydınlatıyor.Seninle bir yıl hep güzel geçti,geçireceğimiz bütün yıllar da en az bu sene kadar mutlu,sağlıklı,huzur dolu ve seninle geçsin...
Annen...
20 Aralık 2009 Pazar
Bahar 1 yaşındaaaa-This is her first birthday!





Cennet ışığım en sonunda dün 1 yaşına bastı. Artık kızın kaç yaşında dediklerinde "ne yaşı, daha ...aylık benim kızım" diyemeyeceğim.
Doğumünü Bahar için harika bir sürpriz oldu. Sabahtan evi süsledik, sonra ona uçan balonlarını getirdim. Bir ara dayanamayıp uykuya daldı ve uyandığında TÜM sevdikleri evin içerisindeydi ve o salona girer girmez tezahürat yapmaya başladı! Bahar sevinçten ne yapacağını bilemedi ve çok şaşırdı. Evin içerisinde kaç kişi vardı bilmiyorum ama şu anda 25 lik balon paketinden geriye kalan tam 17 balon evin içerisinde geziniyor!
Bu arada bir sürprizimiz daha var. Kızımın bu sabah salondaki iki büyük koltuk arasında annesinden bana yürüdü! Bu 7-8 adım attığı anlamına geliyor.
Kızımız büyüyor ve biz çok mutluyuz!
My heaven's light is one years of old since yesterday. Now when somebody asks about my daughter's age I won't be able to say "Not .. years but ... months".
It was a great surprise for Bahar. We put up the decorations aroudn in the morning. Then I went to the party house to get the flying baloons. Then seh went to sleep and when she woke up ALL the ones she love were in the house cheering for her. She was so happy that she could not know what to do and was really suprised. I didnot know how many people there was in the house but now there are 17 balloons out of the package of 25, traveling around the house as we kick them.
And we have another surprise. Our daughter walked between the two big couches at the saloon towards me which means she walked like 7-8 steppes without any support.
Our daughter is growing up and we are very happy.
18 Aralık 2009 Cuma
Akıp geçiyor zaman...
Zaman o kadar çabuk geçiyor ki; geçen sene bu saatler kızımın doğumu için hastaneye gitmeyi beklerken, şu anda 1. yaşgünü partisi için hazırlık yapıyoruz...O mışıl mışıl uyurken yatağında,ben bu satırları yazıyorum, babası ise yarın yapacağımız süpriz sunumu düzenliyor.
Çalışma hayatı yorucu, ama o kadar şanslıyım ki,arkamda Bahar'a benden bile iyi bakan bir anneanne,babaanne ve onunla çok güzel oyunlar oynayıp kendilerine şimdiden aşık eden iki dedemiz var...İşe gitmenin en keyifli yanı ise döndüğümde ayakları ve kollarını çırparak bağırması ve gözlerinin içindeki ışıltıyla beni karşılaması...Başka bir şansımız ise,minik kuzumuzun huysuz,iştahsız,sürekli ağlayan bir bebek olmayıp etrafına sürekli neşe saçması elbette.Herşeyi o kadar çabuk kapıveriyor ki,her gün eve geldiğimde kuzumun yeni bir hareket yaptığını hayretle izliyorum;bir yandan da kızımın hayatını kaçırdığımı düşünüyorum...
Uyku sorunumuzu hala çok çözdüğümüz söylenemez,saatlerimiz düzenli aslında; akşam en geç 10'da uyumuş,sabah da en geç 830'da uyanmış oluyoruz,ama hala geceleri iki kere kalkıyoruz,emmelerimiz de devam ediyor...Doktorumuz 2 yaşına kadar emzirebileceğimi,uyanmaların da normal olduğunu düşünüyor, ama ben kışı atlattıktan sonra nisan gibi artık bıraktırmayı düşünüyorum,çünkü alışkanlık haline gelmesinden korkuyorum.Gece uykuya geçişlerimizde önce biraz emip arkasından beraber döne döne uyuyoruz;biraz mahmur halde yatağına bırakmaya kalkınca ya hemen kalkıp oyun oynamayaikendini sarkıtmaya başlıyor, ya da hüngür hüngür ağlamaya başlıyor.
Babasının da dediği gibi yürümeye başladı,ama canı isterse ve gaza gelirse 1-2 adım gidiyor,ama cesareti henüz gelmedi,zorlamamak gerek sanırım,canı ne zaman isterse o zaman ayaklanacak.
Bir de bu aralar bana çok düşkün olamya başladı,beni etrafında görmezse''nennne gel''demeye başlayıveriyor hemen;annelik olağanüstü bir deneyim,dünyadaki hiçbirşeye benzemiyor...Bir an önce büyüdüğü,beraber tiyatroya,sinemaya,alışverişe gideceğimiz,oturup dertleşeceğimiz günleri iple çekiyorum...
İyi ki doğdun kızım,ailemize bambaşka bir renk,ışık getirdin;hep mutlu ol,yüzün hep gülsün...
Çalışma hayatı yorucu, ama o kadar şanslıyım ki,arkamda Bahar'a benden bile iyi bakan bir anneanne,babaanne ve onunla çok güzel oyunlar oynayıp kendilerine şimdiden aşık eden iki dedemiz var...İşe gitmenin en keyifli yanı ise döndüğümde ayakları ve kollarını çırparak bağırması ve gözlerinin içindeki ışıltıyla beni karşılaması...Başka bir şansımız ise,minik kuzumuzun huysuz,iştahsız,sürekli ağlayan bir bebek olmayıp etrafına sürekli neşe saçması elbette.Herşeyi o kadar çabuk kapıveriyor ki,her gün eve geldiğimde kuzumun yeni bir hareket yaptığını hayretle izliyorum;bir yandan da kızımın hayatını kaçırdığımı düşünüyorum...
Uyku sorunumuzu hala çok çözdüğümüz söylenemez,saatlerimiz düzenli aslında; akşam en geç 10'da uyumuş,sabah da en geç 830'da uyanmış oluyoruz,ama hala geceleri iki kere kalkıyoruz,emmelerimiz de devam ediyor...Doktorumuz 2 yaşına kadar emzirebileceğimi,uyanmaların da normal olduğunu düşünüyor, ama ben kışı atlattıktan sonra nisan gibi artık bıraktırmayı düşünüyorum,çünkü alışkanlık haline gelmesinden korkuyorum.Gece uykuya geçişlerimizde önce biraz emip arkasından beraber döne döne uyuyoruz;biraz mahmur halde yatağına bırakmaya kalkınca ya hemen kalkıp oyun oynamayaikendini sarkıtmaya başlıyor, ya da hüngür hüngür ağlamaya başlıyor.
Babasının da dediği gibi yürümeye başladı,ama canı isterse ve gaza gelirse 1-2 adım gidiyor,ama cesareti henüz gelmedi,zorlamamak gerek sanırım,canı ne zaman isterse o zaman ayaklanacak.
Bir de bu aralar bana çok düşkün olamya başladı,beni etrafında görmezse''nennne gel''demeye başlayıveriyor hemen;annelik olağanüstü bir deneyim,dünyadaki hiçbirşeye benzemiyor...Bir an önce büyüdüğü,beraber tiyatroya,sinemaya,alışverişe gideceğimiz,oturup dertleşeceğimiz günleri iple çekiyorum...
İyi ki doğdun kızım,ailemize bambaşka bir renk,ışık getirdin;hep mutlu ol,yüzün hep gülsün...
İşte Bahar'ın ilk adımlarıııı
Kızımızın ilk adımları! Yürüdükçe mutlu oluyor, heyecanlanıyor! Ben ise her izlediğimde seviçten ağlamamak için kendimi tutuyorum :)
">
">
7 Aralık 2009 Pazartesi
Bahar yürüdü!
Bu tarihi anı kaçırmamak adına hemen yazmak istedim.
BAHAR DÜN AKŞAM YÜRÜDÜ!
Dün akşam karşı komşularımızı ziyarete gitmiştik. Onların da dünya güzeli 2 minik kızı var. Dün otururken Bahar iki koltuk arasında, yaklaşık 2 metrelik bir mesafeyi yürüdü! Annesinin kollarında son bulan bu tarihi anda annesi de ben de az kaldı mutluluktan ağlayacaktık ama komşularımızda olduğumuz için kendimizi tuttuk. Bu sabahta anneannesine doğru 2 adım attı.
Sanırım 1 aya kadar evin içerisinde daha büyük ve mutluluk verici bir kaos bizi bekliyor olacak.
BAHAR DÜN AKŞAM YÜRÜDÜ!
Dün akşam karşı komşularımızı ziyarete gitmiştik. Onların da dünya güzeli 2 minik kızı var. Dün otururken Bahar iki koltuk arasında, yaklaşık 2 metrelik bir mesafeyi yürüdü! Annesinin kollarında son bulan bu tarihi anda annesi de ben de az kaldı mutluluktan ağlayacaktık ama komşularımızda olduğumuz için kendimizi tuttuk. Bu sabahta anneannesine doğru 2 adım attı.
Sanırım 1 aya kadar evin içerisinde daha büyük ve mutluluk verici bir kaos bizi bekliyor olacak.
3 Aralık 2009 Perşembe
Bahar yürümek üzere
Artık emekleme dönemi "Ferrari hızında" emeklemeye dönüşmüş durumda. Baharı bırakıp arkanızı dönmeye gelmiyor. Hooop 2 metre emeklemiş hatta ayağa kalkıyor durumda yakalıyorsunuz. Hanımefendi artık herhangi bir yere tutunup ötekine geçerek ayakta evi geziyor. Hatta adımının yetmediği yerlerde 2 saniyeden 5 saniyeye kadar değişen aralıklarda ayakta durup ağırlık değiştirerek öteki tarafa ulaşıyor. Tabiki bir yere tutunup sıralıyor hatta dans ediyor! Tam yaşında yürüyeceğini düşünüyoruz.
Annesi Tomy'nin bir oyuncağını aldı. Buna tutunup vırrn diye efekt yaparak arabayı evin içerisinde ve ayakta olduğu halde sürüyor. Hatta gene bayağı hız yaptığını söyleyebilirim.
Bana ve tüm erkeklere dede anne ve anneannesine ise nene diyor. Dede kelimesi ağzından net çıkıyor ama nene de N lerin üstüne basarak söylüyor. Ona göre tüm erkekler dede. Ama özellikle İsmail dedesi onunla çok oynadığı için onu resimde gösterip dede diyor.
Parmağıyla istediği şeyi gösteriyor.
Ekmek yemeye ve tabiki onu parçalamaya bayılıyor. Benim en büyük kabusum boğazına bir şeyler kaçırması. Doktor yemekleri tamamen ezmek yerine azıcık parçalı verebileceğimizi söyledi ama ben her seferinde boğazına bir şeyler kaçırıp öksürdüğünde ömrümden 1-2 sene kaybediyorum.
Bu arada annesinden hepimize geçen öksürük yüzünden çok çekti, burnu da çok aktı ama Allahtan ateşi olmadı. Şu aralar hepimiz toparladık ama bu defa da dede ve anneannelere bulaşt
ı.
Baharın doğum gününe 16 gün kaldı ama doğduğu gün dün gibi.
Bu arada hayatımız tamamen değişti. Evliliğimiz değişti hatta biz değiştik.
Artık tüm hayatımız ve mutluluğumuz o.
Başladığımız tango kursuna ara verdik. Ben şimdi Bilgeyi İspanyolca öğrenmeye yönlendiriyorum. Bakalım kandırabilecek miyim :)
Buradaki fotoğrafta Bahar ortada, 8 Kasım'da çekildi. Soldaki Asya sağdaki ise Aslı :) Fenerbahçede kahvaltıdayız.
Annesi Tomy'nin bir oyuncağını aldı. Buna tutunup vırrn diye efekt yaparak arabayı evin içerisinde ve ayakta olduğu halde sürüyor. Hatta gene bayağı hız yaptığını söyleyebilirim.
Bana ve tüm erkeklere dede anne ve anneannesine ise nene diyor. Dede kelimesi ağzından net çıkıyor ama nene de N lerin üstüne basarak söylüyor. Ona göre tüm erkekler dede. Ama özellikle İsmail dedesi onunla çok oynadığı için onu resimde gösterip dede diyor.
Parmağıyla istediği şeyi gösteriyor.
Ekmek yemeye ve tabiki onu parçalamaya bayılıyor. Benim en büyük kabusum boğazına bir şeyler kaçırması. Doktor yemekleri tamamen ezmek yerine azıcık parçalı verebileceğimizi söyledi ama ben her seferinde boğazına bir şeyler kaçırıp öksürdüğünde ömrümden 1-2 sene kaybediyorum.
Bu arada annesinden hepimize geçen öksürük yüzünden çok çekti, burnu da çok aktı ama Allahtan ateşi olmadı. Şu aralar hepimiz toparladık ama bu defa da dede ve anneannelere bulaşt
ı.Baharın doğum gününe 16 gün kaldı ama doğduğu gün dün gibi.
Bu arada hayatımız tamamen değişti. Evliliğimiz değişti hatta biz değiştik.
Artık tüm hayatımız ve mutluluğumuz o.
Başladığımız tango kursuna ara verdik. Ben şimdi Bilgeyi İspanyolca öğrenmeye yönlendiriyorum. Bakalım kandırabilecek miyim :)
Buradaki fotoğrafta Bahar ortada, 8 Kasım'da çekildi. Soldaki Asya sağdaki ise Aslı :) Fenerbahçede kahvaltıdayız.
27 Eylül 2009 Pazar
Bahar Emekliyor!-Bahar is Crawling!


Bahar 10 gündür emekliyor! Eskiden geri geri yürürken veya ancak poposunu çevirebilirken şimdi minik bir Ferrari gibi evin içerisinde hızla dolaşıyor, koltuğa dayanarak ayağa kalkıp yan yan yürüyor. Tabi tüm bu çabalarının sonunda da poposu üstü düşüp ağlıyor. Artık evin içerisinde hiç bir şey güvende değil.
Çekmeceleri karıştırıyor, tüm örtüleri aşağıya çekiyor ve erişebildiği herşeyle oynuyor. O kadar hızlı ki bir saniye bile yalnız bırakmaya gelmiyor.
Tüm fişleri kapattık, masa örtülerini aşağıya salmıyoruz artık. Fakat tüm bu önlemleri almamızın yanısıra ;bugün misafirliğe gittiğimiz arkadaşlarımızdan da bir ders aldık. Evin düzenini değiştirmek yerine, Bahar'a "Hayır" kelimesini öğretmeye karar verdik. Yapmasını istemediğimiz şeyler için onu açık bir şekilde HAYIR diyerek uyarmaya başladık. Şimdilik işliyor gibi ama öğreninceye kadar neler olacak çok merak ediyorum.
Ayrıca ne kadar rastlantı, ne kadar değil bilemiyorum ama bugün benim gözlerimin içine bakarak ilk defa "baba" dedi. Daha önce bunu bir tekerleme gibi devamlı olarak tekrarlarken bugün yalnızca bana bakıp iki defa "baba" dedi. Ne kadar mutlu olduğumu tahmin bile edemezsiniz.
Bir kızım olduğu için çook mutluyum.
Allah'a bana böyle güzel bir kız verdiği için de dua ediyorum.
Bahar has been crawling for the last 10 days! She was walking backwards or just moving her bottom and now she is fast crawling in the house like a Ferrari. She can take a support from the couch and stand up. Than she starts walking sideways. After all her efforts she falls down to her bottom and starts crying. Nothing in the house is safe. She is too keen about what is inside the drawers or on the dining table. So we took some precautions in the house. But we also have learned a lesson from one of our friends today. We are trying to make her understand the word "No". So when we see something that we do not want her to do we are saying clearly and sharply "No!". It looks like it is working now but I wonder what is going to happen untill she fully understands what we are saying to her.Today she looked me in the eye and said "papa". I don't know if it is a considence or not. Before she was just saying continously rolling the word in her mouth but today she looked at me and said "papa" 2 times. You can never guess how happy I was.
I am very happy that I have a daughter.
I am praying to god for giving me such a beautiful daughter.
13 Eylül 2009 Pazar
2 aylık tembellik sonu




2 aydır kızımızla ilgili bir şeyler yazamıyoruz. Bunun sebebi hem çok yoğun çalışmamız, hem tatile çıkmamız hem de tembellik etmemiz. 2 ayda o kadar çok şey birikti ki anlatmakla bitmez. Öncelikle kızımız tel sarar ve alkış yapmaya başladı :) 8. ayda 8.250 kg olması gereken kızımız 9.550 kg olarak anneanne ve babaannesinin çabalarını boşa çıkartmadı.
İsmail dedesini tamamen oyun arkadaşı olarak gören kızımız dedesinin "gel gidelim" sözünü duyar duymaz kollarını ona uzatıveriyor.
Bilgeyle kızımı Ayvalık'a gönderdikten sonra evdeki ilk gece benim için çok kötüydü. Ne evde uyurken nefes alışverişini dinleyip yüzünü seyredeceğim bir kızım ne de sarılıp uyuyacağım eşim vardı....
Geceleri kalktığımızda hem kızımız korkmasın hem de biz uyku sersemliğiyle sağa sola çarpmayalım diye bir gece lambası yakıyoruz. İlk gece o lambayı yakmadan uyuyamadığımı itiraf etmeliyim.
Ayvalığa Bilgeyle kızımı almaya gittiğimde ise babamların yazlığı bir çocuk bahçesine çevirdiklerini gördüm. Salıncak, küçük bir şişme havuz, tavana asılı bir bebek yatağı, komşudan ödünç alınmış ve yatak odamıza konulmuş ikinci bir bebek yatağı, bir sürü oyuncak, elbise, bebek bezi.... Bahar, etrafında dolaşan annesi, teyzem, babaannesi ve ninesinin yanısıra bir de onu kucağından indirmeyen dedesiyle kocaman bir sevgi çemberi içerisindeydi.
2 günlük tatilden bir şey anlamadan İzmir havalimanından dönerkense babamın hayatı boyunca hiç bu kadar hüzünlendiğini görmemiştim.
Bu iki ay içerisinde Bahar bayağı bayağı bebeklikten çıktı ve çocuk olma yolunda ilerliyor.
Artık kendi kendine oturabiliyor, hatta minik desteklerle koltuğa dayanarak durabiliyor veya yürüyebiliyor. Eğer sarkan bir örtü görürse hemen çekip üzerindekilerle beraber indiriyor.
Arabasından ana kucağını çıkartıp puseti koyduk. Bu da annesini biraz hüzünlendirdi. "Kızımız artık iyice büyüdü" dedi.
Bu arada çok şanslı bir anne babayız çünkü kızımız suyu çok seviyor. Denizden çıkmak istemedi. Güneşten onu her ne kadar korusak ve uygun saatlerde denize gitsekte biraz yanıp kara kız oldu.
Bu arada bloğu okuyanlara küçük bir not: İzmire giderken Pegasus hayatımdan gördüğün en kötü hava hizmetini sundu. Hostesler "lütfen" kelimesini bilmiyordu ve inişi çok kötüydü. Uçaktaki koltuklardan biri bile kırıktı! Dönerken Sun Express'le uçtuk ve çok memnun kaldık.
3 Temmuz 2009 Cuma
Kızımız havuza girdiiiii




Baharımızı en sonunda suya soktuk. Ersan dayısının evinde 5 dakikalık suyla ilk tanışma macerası oldukça keyifli geçti. Hani neredeyse bıraksak destek almadan yüzecekti. 6. ayı itibariyle tam 8 kilo ve 62 cm olan kızımız boy atmada değil ama kilo almada dünya rekoruna doğru gidiyor ! Artık eski agular yerini mamamama'lı ağız hareketlerine bıraktı. Bir de hangi yanağı görse hemen saldırıp emmek istiyor. Kızımız çook obur olacak :D
Artık uykuları uzamaya başladı. Geçenlerde toplam 7 saat aralıksız gece uykusu uyudu. Tabi biz buna alışık olmadığımız için 3 saatte bir kalkıp nefesini kontrol ettik.
Daha önce kızımın hiç büyümesini istemediğimi yazmıştım. Fakat şimdi büyüdükçe daha da tatlılaştığına şahit oluyorum. O yüzden bu kez de büyümesini istiyorum. Zaten doğa kanunları benim ne istediğime pek aldırmıyor :)
Kızımız katı gıdaya geçti. İlk önce sebze sonra da meyve püreleri. Doğal olarak kakası da kokmaya başladı. Bir de günde 2-3 kez kaka yapıyor artık. Gene de yemek konusunda bir şikayetimzi yok.
Evet bu blog girişi bol bol yemekten bahsettim ama ne yapayım benim ki pek tombiş bir kız oldu :)
* Havuzda fotoğraf değil video çektiğimizden bir ara onu da editleyip koyacağım.
İşte yeni fotoğraflarrrr. Hem 1 hafta sonra dayısını havuzundakiler hemde ilk annesiyle ve bnimle beraber girişi. Ama maalesef benimle videosu var fotoğrafı yok :)
8 Haziran 2009 Pazartesi
Çalışma hayatı...
25 Mayıs itibariyla çocuk polikliniğindeki işime geri döndüm.Daha önceden yaptığımız organizasyonla, annemle babam Antalya'ya seminere gidecekleri için babaannemiz 1 hafta bizimle kaldı. Doktorumuz düzenimizin bozulacağı konusunda bizi uyarmıştı, uyarılarında da haklı çıktı.En büyük değişimi uyku düzenimizde yaşadık.Daha önce en geç akşam 9:00'da uyuyan kızımız bizimle daha çok vakit geçirmek istediğinden 10:30- 11:00lerde uyumaya başladı, ama sabaha kadar da en az iki kere uyanmaya da devam etti.Gündüzleri de biberonla aldığı sütten bir türlü doymak bilmedi, iki ayda buzlukta biriktirdiğim süt depomu bir haftada eritti;bunu da doymadığına değil, emme refleksini biberondan tam karşılayamadığına yordum,ama yine de ilk zamanlarda doktorumuzu arayıp ek gıdalara geçmemiz gerektiğini de düşünmedik değil.Her işten gelişimde de yüzünden gülücüklerini eksik etmedi kuzucuğum.
Doğumdan bir yıla kadar devam edecek olan 1,5 saatlik süt iznimi sabahları geç giderek kullanıyorum,işyerimin evime daha yakın bir yere taşınması doktorumuzun da önerisiyle gün aşırı öğlenleri eve gelerek Bahar'ı emziriyorum,yemeğimi yiyorum ve işime geri dönüyorum.Salı ve perşembe günleri muayenehaneye gidiyorum,07:00 - 07:30 gibi eve geliyorum ve kuzumla özlem gideriyorum,diğer günler en geç 05:30'da evde oluyorum;cumartesi günleri de hastam oldukça gidiyorum ve biran önce eve dönmek için sabırsızlanıyorum.
Çok özlüyorum bebeğimi,gözlerim doluyor evden çıkıp onu bıraktığımda;ama işimi de çok seviyorum ve ona iyi bir gelecek sağlamak için de çalışmak zorundayım.Her ikimiz de bu sürece alışacağız, dünyadaki tek çalışan anne ben değilim.Ağabeyimle ben de çalışan bir annenin çocuklarıydık,annem bize hep güzel vakit ayırıyordu;ben de böyle bir anne olacağım ve kızım da umarım beni anlayacak büyüyünce...
Babanın eki: Evlenmeden önce Bilge'nin iyi bir eş olacağını, ömrümün sonuna kadar sevgilim kalacağını biliyordum. Fakat bir o kadar iyi bir anne olduğunu da görmek beni çok mutlu ediyor. Her erkeğin hayalinde annesi kadar iyi anne olabilecek bir kadınla evlenmek vardır. İşte Bilge tam öyle bir anne oldu. Son derece fedakar, bebeğini çok seven ve onun için hayatını veren bir anne o. Tabi ki ben de bu yüzden çok şanslı bir erkeğim. İnsanın böyle bir eşi olunca onu el üstünde tutmayacakta ne yapacak :)
Bende en az Bilge kadar özlüyorum kızımı. Üstelik bu sıralara oldukça geç saatlere kadar çalışıyorum. Bu yüzden her ikisini de özlüyorum. Bazen ev içerisinde yanlızca günaydın ve iyi geceler dediğimiz oluyor. Aynı evin içerisinde görüşemiyoruz bile. Tabiki bu daha büyük bir özlem olarak geri dönüyor ve kavuşunca daha da keyifli oluyor.
20 Mayıs 2009 Çarşamba
Bahar 5 aylık oldu...
Zaman o kadar çabuk geçiyor ki... Sanki dün doğmuş gibisin bebeğim.Seninle geçirdiğim her gün ayrı bir keyif veriyor bana;her gün yeni bir güzelliği keşfediyorum seninle.
Artık oyunlar oynamaya,karşındakileri tanımaya,kahkahalar ve çığlıklar atmaya,anlaşılmasa da konuşmaya başladın.Gecenin bir yarısı uyanıp emdikten sonra uyumayıp bir anda rüyanı anlatmaya başlıyorsun(biz öyle düşünüyoruz) cin gibi gözlerle...Uyuman için babanla seni sallarken bir yandan hiç ses çıkarmamaya çalışırken,bir yandan da çıkardığın seslere bıyık altından gülüyoruz.
Dün Almanya'dan gelen kuzen Özlem'in henüz 2,5 aylık oğlu Noah Deniz'le anneannelerde buluştuk,ikinizi biraraya getirdik,kan çekti herhalde hemen elele tutuşuverdiniz,ama henüz sevmeyi değil tırnaklamayı becerdiğin için fazla yakınlaştırmadık tabi.o da senin gibi obur biraz, 2 ay sonra senin gibi tombik bir kuzu olacak...
Bugün çok sevdiğimiz doktorumuza da gittik kontrole,pazartesi günü işe başlamadan önce yapmamız gerekenleri danıştşk doktorumuza.Bugün itibariyle 7,200 g. ve 64cm. olmuşsun.Rotavirüs aşımızı da ağzımıza damlattı Alper amca,öyle keyifle yudumladın ki,bir ay sonra başlayacağımız ek gıdaları da böyle keyifli yersin umarım.
Bir yaşına kadar yasal hakkım olan 1,5 saatlik süt iznimi sabahları kullanıp,doktorun tavsiyesi üzerine de öğlenleri eve gelip hem seni,hem kendimi doyuracağım.Akşamları da 5'de klinikten çıkıp muayenehaneyi mümkün olduğunca cumartesilere kaydıracağım ki seninle geçirdiğim vaktim daha uzun ve kaliteli olsun.Doktorumuz bu ilk ayın ikimiz için de biraz zor geçeceğini,ama zamanla alışacağımızı söyledi,deneyerek orta bir yol bulacağız artık;merak etme her geçireceğimiz dakikanın keyfini çıkaracağız.
11 Mayıs 2009 Pazartesi
Kızımız 4,5 aylık...
4.ay kontrolümüzde kızım 61 cm. ve 6,660 kg. idi. Doktorumuz bu kadar bir kız bebeğin ortalama 6 kg. ve 60 cm. olması gerektiğini, Bahar'ın normal sınırlarda olduğunu söyledi. Biraz obur ve iştahlı bir bebeğimiz var,annesine çekmiş olsa gerek... Çok şanslıyız ki bebişimiz doktorunu çok seviyor,hiç sorun çıkarmıyor,aşı olsa bile biraz ağladıktan sonra etrafına yine gülücükler saçmaya devam ediyor.
Bu haftasonu gittiğim sağlık ocağında kilosunun 7 kg.ya çıktığını farkettim, bu gidişle bizimki erken büyüyecek,ele avuca top top gelmeye başladı. Doktorumuzun artık izin vermesiyle oturmaya ve ayağımızın üstüne basmaya başladık.Arabasında otururken ellerini tuttuğumda kendini ve poposunu kaldırıp ayağa kalkıyor ufaklık,ama yüzüstü durmayı hiç sevmiyor hemen bağırarak onu almamızı istiyor, sanırım bizimki emeklemeden direkt yürümeye başlayacak. Bir de inanılmaz geveze...Sürekli birşeyler anlatıyor,kendisiyle konuşulduğunu anlayıp cevap veriyor... Sanırım zor günleri biraz atlatıp;keyifli çağlarına gelmeye başladık,arkadaşlık yapmaya başladı bizimle,daha anlamlı bakmaya ve kendini daha bir oyalamaya da... Bakalım daha neler bekliyor bizi...
İlk anneler günüm...
Bu aralar biraz tembellik ettim, blogu boşladım;ama en anlamlı günü atlamak elbette imkansızdı.
Annem;
Minişimi kucağıma aldığım günden itibaren senin paha biçilmez değerini daha bir anladım. Karşılıksız sevginin, fedakarlığın, ömür boyu sürecek bağlılığın ne demek olduğunu anladım. Her geçen gün sana olan sevgim bir çığ gibi büyümeye devam ediyor.Bundan önce seni üzdüğüm her an için binlerce kez özür dilerim güzel annem...
Sevgili kızım,
Bu ilk anneler günümde, pek birşeylerin farkında olmasan da sen, gözlerinin içine baktığım her an, aldığın her nefes bana verdiğin en büyük hediye olarak kalacak. Bu sene senin sayende ben de annelik duygusunu tattım;hayatımın sonuna kadar da devam edeceğim.Her geçen gün ne kadar büyüdüğünü şaşırarak izleyecek, her yaptığın harekette seninle gurur duyacağım.Bana en güzel duyguları yaşattığın için de hep teşekkür edeceğim minik kuzum...
Levent ve Özge'nin ailenin annelerine hediyesi olarak 10 Mayıs Pazar-dün- Fenerbahçe'ye ailece bruncha gittik,günü kutlanan annelerden biri olmuştum ben de artık. Bahar'dan büyük çocukları görünce bizimkinin o günlere nasıl geleceğini merak ettim, ama sanırım yıllar o kadar çabuk geçecek ki anlamayacağım bile; her dakikasının keyfini doya doya çıkarmak gerek...
Tüm annelerin günü kutlu olsun...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


